Posts

Amsterdam'dan... II | From Amsterdam... II

Image
Bu yazıyı 6 dakikada okuyabilirsiniz...

Amsterdam'da İkinci Günün Başlangıcı...
İkinci yazım ile buradayım tekrar. İlk yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. En son Leidseplein'a doğru yola çıkmıştım. Bu bölgenin turistik olması, bünyesinde bazı pazarları barındırması, ziyaret etmemin başlıca sebeplerindendi. Nitekim, gittiğimde çeşit çeşit lale tohumlarından, ekseriyetle turistik eşyaları ve hediyeliklere kadar ürünle karşılaştım. Zamanında bizim topraklardan alıp götürdükleri o lalelerin bin bir türlü çeşidini bulabileceğiniz bir pazar Bloemenmarkt... Bu pazarda biraz zaman geçirip, birkaç hediyelik aldıktan sonra yoluma devam etmek üzere oradan ayrıldım. Sıradaki durağım Dam Meydanı idi. Önceki gecedeki Dam Meydanı turum serpintili sağanaktan ötürü pek sağlıklı geçmemişti. Bu kez meydanı baştan aşağı süzme niyetindeydim. Sirkülasyonun çok yoğun olduğu bu meydan, şehrin simge haline gelmiş turistik noktalarının başında geliyor. Meydanın her tarafı bin türlü milletten ins…

Amsterdam'dan... I | From Amsterdam... I

Image
Bu yazıyı 8 dakikada okuyabilirsiniz...

Merhaba. Biraz ara verdim, soluklandım geldim. Birkaç anıma göz atıp seçim yapmak üzere oturdum. Kararımı Amsterdam’dan yana kullanıyorum. Bugün, birkaç günde kanımca dolu dolu geçirdiğim güzel anılardan bahsedeceğim. Başlayalım.

Amsterdam'a hazırlıklar...
İtalya'daki bazı spontan gezilere benzemeyeceğinden dolayı, daha fazla plan gerektiriyordu Amsterdam. Planlı bir kimse olduğumu düşününce, keyifle planımı uygulamaya koymak üzere önce bilet bakmaya başladım. Düşük bütçeli havayolları tüm Avrupa’yı adeta örümcek ağı gibi sarmış vaziyette de olsa, bazen uçuş bulmakta zorlanabiliyorsunuz. Bir ay kadar öncesinden biletimi 50 Euro’ya aldım. 10-15 euro'lara uçuş yaptıktan sonra, 50 euro biraz tuzlu da gelse, Avrupa’nın güneyinden bir diğer ucuna gidiş için fena sayılmazdı. Gidene kadar türlü planlar yaptım, kimisine uydum kimisi de başka bahara kaldı. Uçuş gününde, sabahın erken saatlerinde Roma’ya doğru çok sevdiğim otobüs yolculuklarından…

Berlin: Soğuğun Başkenti II | Berlin: The Capital of Chilliness II

Image
Bu yazıyı 6 dakikada okuyabilirsiniz...
Merhaba. Berlin yazımın ikinci bölümünü paylaşıyorum. İlk bölümü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Berlin'deki Yabancılar & Bir Getto: Kreuzberg...
Ertesi gün kahvaltı biter bitmez tekrardan yola koyuldum. Çektiğim fotoğraflar bana Potsdamer Platz’a gittiğimi söylüyor. Fotoğraflara konu olmayan ancak benim zihnimde yer eden ise, meydana bir Pazar kurulmuş olduğuydu. Bu Pazar, tipik Noel pazarlarına pek benzemiyordu. Daha çok bizdeki pazarlar gibi görünüyordu. Muhtelif Türk ürünleri satan vatandaşlarımızı görünce de bu ortaya çıkıyordu. Meydan civarında biraz dolaştıktan sonra, Berlin duvarının şehrin dört bir yanına dağılmış kalıntılarını görmek üzere yola koyuldum. Öncelikle ‘’Checkpoint Charlie’’ bölgesine gittim. Burası, İkinci Dünya Savaşı sırasında, şehri işgal eden S.S.C.B ile ABD arasındaki bir tür kontrol geçiş noktası. Bu noktadaki kulübeler ve uyarı levhaları halen daha orada bulunmakta. Bölgenin yakınlarında Berlin duvarının da …

Berlin: Soğuğun Başkenti I | Berlin: The Capital of Chilliness I

Image
Bu yazıyı 5 dakikada okuyabilirsiniz...
Bir Blog Eleştirisi...
Merhaba. Burada olmamın şuan için yegane sebebi yakın geçmişte yaşadıklarımı yazarak ölümsüzleştirmek… Klişe! Öte yandan, ‘’ne kadar tık o kadar başarı’’ düşüncesine, son zamanlarda okuduğum bloglardaki yazıları inceleyince pek de itimat etmemeye başladım. Zira, bu tür bir başarı elde etmenin birçok yöntemi olduğu bariz. Saf ve özgün bir başarıya sonsuz saygı duyuyorum. Fakat günümüzde deyim yerindeyse kurtlar sofrası haline dönüşmüş sosyal medyada güç sahibi olmak da önemli bir faktör. İşte tam da bu nedenle, bir blog sayfasının başarısının ölçülmesindeki kriterlerin özellikle ülkemizde çok da dikkate alınmadığını söylemek isterim. Şöyle ki; Ne yazarsam okunur, veya ne çekersem izlenir gibi kaygıların içinde boğulmuş vaziyetteki ‘’blogger’’lar gırla. Hal böyle olunca da, özgünlüğünü kaybetmiş, kendi olmaktan çoktan vazgeçmiş, ve her biri birbirine benzeyen tek tipleşmiş bloglar ortaya çıkıyor. Eğer siz de çeşitli blogları t…